Çark Torna Zanaatkârı
Biyografi
Çini sanatı ile henüz sekiz yaşındayken, dayısı ve ustası olan Mustafa Oruç'un tezgahında tanışan Ahmet Can Çetin; çocukluk yıllarını bu köklü zanaatın inceliklerini öğrenerek geçirdi. Ustası ona sadece çarkı değil; zanaat ahlakını, ahilik kültürünü ve toprağa saygıyı öğretti. Erken yaşta benimsediği form disiplini, altın oran ve bu manevi temel, bugünkü ustalığının en değerli mirası oldu.
Eğitim hayatı onu sağlık sektörüne yönlendirip İstanbul'a taşısa da çamura olan tutkusu hep ağır bastı. Sultanahmet'te farklı kültürlerden gelen turistlere sergilediği çark gösterileri, ata yadigarı bu mesleğin evrensel değerini ve büyüleyiciliğini fark etmesini sağladı. Diplomalı bir sağlıkçı olarak memleketi Kütahya'ya döndüğünde yol ayrımındaydı; o, şifa dağıtmanın başka bir yolunu seçerek hayatını asırlık çini sanatına ve toprağa adamaya karar verdi.
“Topraktan geldik, toprakla uğraşıyoruz” felsefesini kalbinde taşıyan usta, bugün kendi çark-torna atölyesinde bu kadim zanaatı ilk günkü heyecanıyla icra ediyor. Bu yaratım sürecinde yalnız değil; serbest elle şekillendirme sanatında maharetli annesi Fatma Hanım ve eşi Aleyna Hanım ile birlikte üretiyor. Atölyeden çıkan her bir eser; bir ailenin emeğini, huzurunu ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir sanatın modern yansımasını temsil ediyor.